Tipografinin önemi

 

tipografi
tipografi

 

 

Tipografinin önemi

 

Tipografinin önemi ni bilen bir tasarımcıysanız, büyük olasılıkla sürekli olarak birilerine, bir müşteriye veya bir partide tanıştığınız birine, tipografinin neden önemli olduğunu anlatmaya çalışırsınız. Web tasarımcıları da, @font-face ve CSS3 tipografi özellikleri gibi yeni web teknolojilerinden dolayı, grafik tasarımcıları uzun süredir uğraştıran bu sorularla karşılaşmaya başlıyor. Geçtiğimiz on yıllık sürede font ve tipografi bilinci, Gary Hustwit’in Helvetica adlı belgeseli, Comic Sans’tan nefret eden insanların sık sık haberlerde yer alması ve yazıtipi tasarımcısı Matthew Carter’in MacArthur “deha” bursunu kazanmış olması sayesinde eskiye göre popüler kültürde daha önemli bir rol oynamaya başladı. Ama genelde aldığımız tepki, boş bir bakış veya neden böyle şeylerle uğraştığımıza dair bir şaşkınlık ifadesidir. Bir tipograf olarak kariyerim boyunca böyle tavırlarla devamlı olarak karşılaştığımdan, yıllar boyu bir araya getirdiğim fikir, sav ve bilgilerin bazılarını paylaşarak markalaşmayı anlatmaya, film, moda ve mobilya dünyasıyla olan benzerlikleri göstermeye ve son yıllarda yürütülen araştırmaları özetlemeye karar verdim. Tipografiye ve fontlara neden önem vermeli? Markalaşma savı oldukça kullanışlıdır. Marka, bir ürünü, hizmeti, kişiyi veya yeri tanımlayan eşsiz bir kişiliktir. Tasarım bize bir markanın görsel örneklemesini verir. Bir marka yaratırken, yazıtipinin seçimi ve düzenlenmesi renk, görüntü veya soyut grafik kullanımı kadar önemlidir ve bunu anlatmak oldukça kolaydır. Ama müşteriniz “Benim zaten bir logom var. Neden fontlarla tipografiye bu kadar önem vereyim ki?” diye sorar. Typophile.com’da bu konuyu konuştuğumuzda New York merkezli tasarımcı James Puckett bunu harika bir şekilde açıkladı: “Ben insanlara hep iyi tipografiyle [kötü tipografi] arasındaki farkın profesyonel görünümlü çalışmalarla MS Word’de hazırlanmış gibi duran çalışmalar arasındaki fark gibi olduğunu söylerim. Apple mağazalarının bu kadar iyi görünmesinin nedenlerinden biri, Myriad [adlı yazıtipinin] dikkatli ve tutarlı bir şekilde kullanılmış olmasıdır. Öte yandan Kmart, Helvetica, Gill Sans, News Gothic ve Gotham’ı ilgisiz bir şekilde bir arada kullandığı için, Kmart gibi duruyor işte.” Bu durumda tutarlı olmak iyi bir şey, kabul, ama neden Times veya Courier’le tutarlı olmakla yetinmeyelim? Neden insanlar yeni fontlar tasarlayıp duruyorlar, elimizde yeterince font yok mu zaten? İcat edilmesi gereken her şey zaten icat edilmedi mi? Tipografi moda veya mobilya gibidir. Ender rastlanan bazı işlevsel istisnalara rağmen, dünyanın yeni giysilere veya mobilya tasarımlarına “ihtiyacı” yoktur, ama insanlar farklı görünmek veya belli bir görünüşle belli bir duygu uyandırmak ister, ayrıca trend ve tarz denilen kavramlar söz konusudur. Gerçek anlamda yenilikçilik çok ender rastlanan bir şeydir; yazı tasarımı olsun, giysi veya mobilya olsun, insanlar genelde var olan kavramlar üzerinde varyasyonlar yaratır veya var olan unsurları farklı şekillerde bir araya getirirler. Paris moda defilelerinde gördüğümüz giysi tasarımları, sunum tipografisinin moda alanındaki karşılığıdır; sadece belli durumlarda kullanılabilirler ve güçlü bir mesaj veren, hatırda kalan bir tarz yaratırlar

 

 

tipografinin önemi
tipografinin önemi

 

 

Gündelik giysilerse bambaşka bir şeydir, tipografinin önemi  gövde metni seçimleri gibi, daha ince bir mesaj sunarlar. Moda ve mobilya benzerliğini kullanmaktan hoşlanmamın bir nedeni daha var: yazıtipleri de, aynı anda hem estetik olarak hoş, hem de işlevsel olabilen olgulardır. Harika bir sandalye hem görsel olarak çekicidir, hem de rahattır; harika bir yazıtipi hem göze çekici gelebilir, hem de gazete baskısında, veya ekranda, gövde metni boyutunda kullanıldığı zaman okunaklı olmak gibi başka işlevlere sahip olabilir. Mobilya ve giysi tasarımı gibi, yazı tasarımı da sanat ve bilimi bir araya getiren bir zanaattır. “İyi, tamam, ama ben Arial ile Gill Sans arasında fazla bir fark görmüyorum, müşterilerimizin de görmeyeceğinden eminim. Bu birleşik harfler veya eski tarz rakamlar gibi fantezi özellikler için de aynı şey söz konusu.” Bu itiraza cevap vermek için başarılı tipografinin önemi ne bağlı olarak okuma hızında ve algılamada görülen farklılıkları örnek göstermek güzel olurdu. Ancak estetik açıdan çekici gelmeyen tercihlerin bile bu türden objektif ölçümlerde genelde fazla bir fark yaratmadığı belli oldu. Bu tür değişkenler üzerinde büyük etki sahibi olmak için çok büyük çaplı değişiklikler yapmak gerekiyor. Buna rağmen, psikiyatr/felsefeci Paul Watzlawick’in dediği (ve Erik Spiekermann ile başkaları tarafından sık sık tekrarlandığı) gibi: “İletişimsizlik olmadan olmaz.” Bu kavram tipografiye uygulandığı zaman, Microsoft Word’deki sistem fontlarının ve varsayılan ayarların kullanımının bile etkili bir tercih olduğu akla geliyor. Okurların tipografinin toptan etkisini hissetmesi için ayrıntıların bilincinde olması gerekmez. Tipografinin fiili mesajı “bu, tipik bir ofis belgesidir” olsa bile… Bu da bir önermedir ve özellikle arzulanan mesaj “bu, eğlenceli bir restoranın menüsüdür” ise, önemli bir önermedir. Müşteriler veya tanıdıklar tipografinin önemli olduğuna ikna olunca bazen bizim, şey… rüküş olduğunu düşüneceğimiz – veya en azından aşırı bulduğumuz – şeyler yapmak isteyebiliyorlar. İtalyan tasarımcı Andrea de Franco, online bir tartışmada şöyle dedi: “Mesajı mümkün olduğu kadar yüksek sesle duyurmak için genel bir istek söz konusu ve erişilebilirlik ile anlaşılırlığın görsel kirlilikle karıştırılmasına neden oluyor.” Tabii ki çağrıştırıcı tipografi diye bir şey de söz konusu, ama insan bile bile saçma davranmak istemediği sürece bunun da sınırları var. Bu durumda tipografi, insan onu fark etmeden mesajını nasıl iletebilir? Bu biraz film seyretmeye benzer: sıradan film izleyicisi kamera hareketleri veya kurgu konusunda fazla bir şey bilmez veya bunları bilinçli bir şekilde düşündüğü pek olmaz, ama yönetmenler yine de bu tekniklerden yararlanarak izleyicileri etkileyebilirler. Benzer biçimde, insan aktif bir şekilde bilincinde olmadan başarılı tipografinin etkisinde kalabilir. Ama başarılı tipografi okuma hızını veya algılamayı etkilemiyorsa, nasıl bir fark yaratıyor ve biz bunu nereden biliyoruz? Daha ileri araştırma teknikleri sayesinde, başarılı tipografinin okurun ruh halini, hatta başka alanlardaki performansını etkileyebileceğini görmeye başladık. Microsoft yaratıcı meslek sahipleri arasında çok iyi bir itibara sahip olmayabilir, ama çalışanları arasında, okuma, font ve tipografiye odaklanan bir bilişsel psikolog olan Kevin Larson’a yer verdiği için takdiri hak eder. Microsoft, Larson ile başkalarının bu alanda yürüttüğü her tür araştırmaya sponsor olmaktadır; özellikle Larson, Hazlett, Chaparro ve Picard’ın “Okumanın Estetiğini Ölçmek” adı altında yayınladığı araştırmanın sonuçları ilk defa Helsinki’deki ATypI konferansında sunulmuş ve 2006’da yayınlanmıştır.

 

 

 

tipografi çalışması
tipografi çalışması

 

 

Sonuçları özetlemek gerekirse, araştırmacılar, başarılı ile başarısız tipografinin etkisini ölçmek için iki yol tespit ettiler. Bir tanesi “kaş kasının aktivasyonunda azalma” (insanın alnını daha az kırıştırması), diğeri okumadan sonra yerine getirilen “yaratıcı bilişsel işlemlerde performans artışı” idi. Bu durumlar, okuma hızında veya algılamada fark yaratmayan belgelerde söz konusuydu. Bundan kısa bir süre öncesine kadar, tipografi alanında ve özellikle yazı tasarımının okunaklılığı konusunda fazla araştırma yapılmıyordu. Ama neyse ki şimdi, başarılı tipografinin etkileri, hatta neyin başarılı tipografi veya okunaklı yazı tipi tasarımı oluşturduğu konusunda ciddi deneysel araştırmalar yürüten yeni bir psikolog ve tipografinin önemi akımı söz konusu ve çalışmaları tipografları veya yazı tasarımcıları arasında alay konusu değil. Sofie Beier, Londra’da Kraliyet Sanat Koleji’nde yaptığı doktora tezi için okunaklılık için harf şekilleri tasarımı konusunda harika araştırmalar yürüttü (araştırması Larson’la beraber yazdığı bir makale olarak yayınlandı: Information Design Journal, 2010). Tipografinin önemi ve okunaklılık araştırmalarında son derece deneyimli olan bilişsel psikolog Dawn Shaikh da şimdi Google’da kullanıcı deneyimi konusunda araştırmacı olarak görevli. Microsoft tarafından son zamanlarda finanse edilmiş olan araştırmalar, okuma sırasında göz yorgunluğunu ölçmenin yeni yollarını ele almaktadır ve sonuçların başarılı tipografiyle bir bağlantı olduğunu göstereceği muhtemeldir. Orbicularis oculi, gözün etrafını çevreleyen ve göz kırpıp gözlerimizi kısmak için kullandığımız büyük kastır; okuma sırasında bu kasa alıcılar takmak, göz yorgunluğu dediğimiz olguyu ölçmemizi sağlar. Bu alanda yapılan araştırmalardan elde edilen ilk sonuçlardan, beyaz fon üzerinde siyah metnin gri fon üzerinde gri metne göre daha okunaklı olduğunu ve on iki puntonun genelde dokuz puntodan daha iyi olduğunu anlıyoruz. Bu bilgileri sunmamın nedeni, okunaklılık konusundaki olumlu ön yargılarımı desteklemeleridir, ama çağdaş tipografi modasıyla ve özellikle web tasarımıyla pek de uyumlu olmadıklarını kabul etmek zorundayım. Orbicularis konusundaki araştırmalar bir yana, günümüzde tipografide aklıselim olarak gördüğümüz kavram sadece tipografi ve tasarım geleneğini ve kültürünü değil, aynı zamanda yakın zamanlardaki bilimsel araştırmaları da temel alır. Yıllarca önce tipografinin önemi nin neden olduğunu anlatmaya çalışmayı sinir bozucu bulurdum, ama bugün hoşuma gidiyor.

 

 

tipografi-yazı
tipografi

 

Düşüncelerinizi Paylaşın