Geleceğin Tasarım Eğitimi

Karmaşıklık 2. Dünya Savaşı’ndan beri kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan insanoğlunun kültürel gelişiminin başlıca özelliğini oluşturmaktadır. Hayatlarımız giderek daha karmaşık bir hal almıştır ve bu karmaşıklık hayatımıza ve son 20 ila 50 yılda gerçekleşen geniş kapsamlı değişimlere farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağlamıştır.

Bu karmaşıklığın bir kısmı kişisel bilgi işlem süreçlerindeki ve ağlarındaki ilerlemelerle bağlantılıyken, bazı değişimlerin tanımlanması daha zordur. Teknolojinin elle tutulur sonuçları ile beşeri bilimlerin ve sosyal bilimlerin tinsel kavramları arasındaki alan, insanlıkla ilgili giderek daha karmaşık sorulara cevap arayan araştırmacılar için bir sorgulama alanıdır.

Tasarımcılar aynı zamanda teknoloji uzmanıdır (teknolojik malzemeler ve mühendislik yöntemleri, tasarımcıların da aracıdır), ama teknolojiyi bir ifade aracı olarak değil, sohbet gibi, toplumla temas kurma amaçlı bir sanat olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla tasarımcılar daima gerçek sanatçı olmakla uzman mühendis olmak arasında denge sağlamaya çalışmışlardır.

Tasarım araçlarının iş dünyasının amaçlarına uygulanması, tasarımcıların doğal rolünü oluşturur. Üzerinde etki sahibi olduğumuz insanları anlamaya çalışırız ve değişikliklerin (ilavelerin veya eksiltmelerin) toplum üzerindeki etkisi ilgimizi çeker. Tasarım yaptığımız çevrenin karmaşık yönleri göz önüne alınınca, bunları başarmak giderek daha zor bir görev haline gelmektedir. Biz sadece sanatsal beceri değil, aynı zamanda vizyon, sezgi ve yeni bir beceri olan, anlatım ve retorik yoluyla diplomasi becerisine ihtiyaç duyarız.

Tasarım eğitimi nin hayat boyu bir süreç olduğu ve dört ila yedi yıllık örgün eğitimle (lisans ve lisansüstü) sağlanamayacağı göz önüne alınırsa, çağdaş tasarımcıların eğitiminin baştan değerlendirilmesi gereklidir.

 

Tasarım Eğitimi

Örgün ve yaygın eğitimi birleştirmenin işbirlikleri açısından avantaj sağladığına dair kanıtlar söz konusudur; yaygın eğitim elde etmenin hiç şu anda olduğu kadar kolay olmadığı bir dünyada çeşitlilik, benimsememiz gereken bir şeydir.

 

tasarim-egitimi-hakkinda

 
Tasarım eğitimi alanının ileri gelenleri, tasarımcıların temel becerisinin araştırma amaçlı düşük duyarlıklı prototipler ve tasarım stratejisi ve analizi amaçlı yüksek duyarlıklı grafikler üretmek olduğunu öne sürerse de, ben biçimsel yapılar yaratma, araştırma, onaylama, prototipleştirme ve imal etmeye odaklanan örgün bir atölye eğitimini devam ettirmemiz gerektiğine yürekten inanıyorum.

Tasarımcılar her zaman olduğu gibi ürünlerin, hizmetlerin ve sistemlerin nihai icrasından da sorumlu olmalıdır. İki yıldır tasarım dersi verdiğim için tasarım eğitimi alanındaki şüphelerimi teyit etme fırsatını buldum: tasarımcılar tek tip değildir. Stratejik tasarımcılar vardır, tasarım araştırmacıları vardır, tasarım yaratıcıları vardır, vs.. Hepsinin yeni dünyada yeri vardır; tasarım eğitimi onlara destek sağlamalı ve geleceğin belirsizliklerini ve ön görülemezliğini açıklayabilmelidir.
Ön görülemezlikten söz edince yeniden teknoloji konusuna dönüyoruz. Teknoloji alanında öngörülebilir olan, sürekli olarak değişmekte olduğu ve hiçbir şeyin daima derhal benimsenmesine gerek olmadığıdır. Bir araç olarak teknolojiye güvenmemek lazımdır; geleceğin teknolojisini öngörme kabiliyetimiz, toplumumuzun ve pazarlarımızın karmaşıklığından ve sürekli değişim halinde olmasından dolayı ciddi engellerle karşı karşıyadır. Dolayısıyla belli bir aracı kullanmayı öğrenmekten daha önemlisi, teknolojiyi ve nasıl kullanılması gerektiğini öğrenmek için yöntemler geliştirmektir.
Bütün bunlar, aşağıda sunulan ve tasarım eğitiminin ardında yatan prensipleri temel alır:

1. İnsanları anlamak

Tasarımcılar, insanlığın farklı yönlerini anlamalıdır.
Psikoloji: insanların çevrelerindeki dünyayı nasıl algıladıkları, işlemden geçirdikleri ve üzerinde nasıl harekete geçtikleri.
Ekonomi: insanların nasıl değer yarattığı ve değer alışverişinde bulunmak için geliştirdikleri süreçler.
Antropoloji: insanların yapılar, diller ve beşeri ilişkilerle nasıl anlam yarattığı.
Politika: insanların iktidar algılamasıyla bağlantılı olarak hayatlarındaki ilişkileri nasıl yönettiği, kontrol ettiği ve iktidar yapılarını nasıl anlattıkları.

 

2. Teknoloji ve bilimi anlamak

Tasarımcılar, konularıyla ilgili teknolojiyi anlamalıdır.
Bilgi İşlem ve İletişim Ağları: son 25 yılda yaşanan belli başlı değişiklikleri ve teknolojilerin hayatın ne kadar içinde olduğunu ve ne kadar gündelik hale geldiğini anlamak.
Maddeler: plastik olsun, ahşap veya kumaş olsun, mürekkep, kâğıt veya piksel olsun, farklı medyaları anlamak.
Mühendislik: mekanik, elektronik/elektrik ve üretim mühendisliği uygulamaları konusunda temel bilgiler tasarımcıları daha etkin kılacaktır.
Biyoloji ve Toprak Bilimleri: hepimiz, bu gezegendeki yerimizi ve bu gezegeni paylaştığımız diğer hayatları daha iyi anlamalıyız.

 

3. (Uygulamalı) Sanat(lar)

Tasarımcılar dışavurumculuğu ve farklı düşünme becerisini, fikir geliştirmek için bir araç olarak benimsemelidir.
Abdüktif Düşünce: bu araç, imkânların araştırılması ve mantıklı sonuçlara varmak için kullanılabilir.
Görsel Düşünce: bu, tasarımcılar için ilave bir araç olup, hem daha hızlı bir şekilde hem de kendine daha fazla güvenerek araştırma yapmalarına ve iletişim yürütmelerine izin verir. Düşüncelerin dışa vurulması ve çağrışımsal düşünce için en önemli araçtır.
Tarih: tasarım ve sanat tarihini kökenlerini, yollarını ve döngülerini anlamak, tasarımcılar için kritik önem taşır. Tasarımcıların sanatsal yeteneklerinin temelinde eleştirel analiz olmalıdır.
Estetik: güzelliğin felsefesi görselden de öte, tüm duyuları kapsar. Estetik teorisine ve diline sahip olmak, tasarımcıların başarısı açısından elzemdir.
Eleştiri ve kritik (aynı şey değildir): akademik eleştiriyi anlamak ve prensiplerini kritik yapmaya uygulamak tasarımcılar için bir zorunluluktur.

 

grafik-tasarim-egitimi

 

4. Dil

Dünyamızı ve geleceğimizi algılama şeklimiz, kullandığımız dilden kaynaklanır; dili ustalıkla kullanmak, tasarımda başarının anahtarıdır.
Retorik: tasarımcılar, kelimelerin analitik çerçeveleri nasıl oluşturduğunu anlamakla hem tasarım yaptıkları dünyayı yorumlayabilir, hem de yeni bir gelecek yaratabilirler.
Anlatım: yarattığımız hikâyeler tasarımlarımız için hem sınav niteliğindedir, hem de tasarım için bir araştırma temeli oluştururlar.
Semiyotik: dünyamızın dilbilimsel ve görsel eserleri, dilbilimsel ve görsel anlamın elde edilip aktarılmasına yarayan dürtülerdir.

 

5. Yaratmak

Sanatsal beceri, tasarımın her düzeyinde her zamanki gibi önemli olmaya devam eder – icra düzeyimiz ne kadar başarılıysa, biz de o derece başarılıyız.
Maket yapımı: farklı boyutlarda fiziksel maketler.
Görsel tasarım: renk, parlaklık, çizgi, tipografi, taslak, kompozisyon ve negatif alan.
3D tasarım: görsel tasarıma hacim, şekil ve doku ilave etmek.
Resim çizmek ve taslak çizmek: kavramlar, daha iyi süreçler ve iletişim yaratmak için ellerimizi ve gözlerimizi kullanmak.
Kişisel yönetim: zaman yönetimi, işbirliği ve iletişim becerileri.
Kodlama: karşılıklı etkileşimle iletişimi ve veri biriktirilmesini artırmak için herkesin baytların piksellere nasıl dönüştürüleceğini anlaması gereklidir.

 

6. Sistem düşüncesi ve hizmet yönetimi

 

Tasarımcı, müşteri ve paydaşların işbirliği yoluyla değer yaratıldığı düşüncesi, ürün tasarımı, yazılım tasarımı, mimarlık, görsel iletişim ve tasarım araştırması gibi bazı alanlarda büyük bir değişime yol açmaktadır. Tasarım eğitimi bu altı bilgi alanını ve içerdikleri başlıca becerileri kapsamalıdır. Odaklandığımız alanlarda, düzeylerde ve bağlamlarda değişiklik yapmalıyız. Ama bütün bunlar bilmecenin sadece “ne” kısmını oluşturur. “Nasıl”, konunun diğer yönünü oluşturur. Bütün bunları nasıl öğreniriz? Eğitim almak ve vermek (daima aynı anlama gelmezler) için en iyi mekânlar hangileridir ve eğitim, araştırma ve endüstri alanları güncelliklerini nasıl sürdürebilirler?

 

Bu makalenin başında da söylediğim gibi, eğitim ömür boyu süren bir yolculuktur. Tasarımcılar için bu eğitim formatlarının bileşimi gereklidir. Eğitim, farklı sosyal ve kültürel geçmişleri ve farklı kişilikleri olan meslek sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir.
Öğretilenlerin özellikle bir yönü, tasarımcılar açısından paha biçilemez ve belirli bir yapıyı – yani bir stüdyo – gerektirir. Uygulamalı eleştiri ve kritik en iyi, stüdyoda öğretilir: aynı düzeyde olanlar burada işbirliği yapıp birbirlerine sürekli geri bildirim yaparlar, “usta” veya “akıl hocası” da kritik ve eleştiri yoluyla eğitim verir. Kritik acımasız gibi görünebilir, ama genç tasarımcılar bu süreç yoluyla kendi bakış açılarını savunmayı öğrenmelidirler. Stüdyoyu başarıyla tamamlayanlar, yaratıcılıklarına duydukları güveni stüdyo-dışı ortamlarda da sergilemesini bilmelidirler.

 

GMK Yazılar, Ekim, 2012, Sayı 121

Düşüncelerinizi Paylaşın