Dünya Tasarım Tarihi: Victor Margolin İle Röportaj

Dünya Tasarım Tarihi

Russell Kennedy: Şu an tasarım tarihini çok iyi açıklayacağı düşünülen bir kitap üzerinde çalışıyorsunuz. Kitabın adı nedir ve bu konu üzerindeki diğer kitaplardan farkı nedir?

Victor Margolin: Kitabın adı “World History of Design (Dünya Tasarım Tarihi)” ve dünyanın her yerindeki önemli noktalara dikkat çeken bir kitap. Latin Amerika, Asya, Afrika, Yakın ve Orta Doğu ve İngiliz Milletler Topluluğu ülkeleri hakkında çok yazarım. Her bir bölge hakkında, birçok dilde ayrı ayrı yazı ve kitaplar olmasına rağmen hepsinin tasarım tarihi bir arada incelenmedi. Benim amacım, kültürün başlangıcından günümüze kadar ürün ve grafik tasarımının dünyanın her yerinde nasıl geliştiğini açıklamak.

RK: Grafik tasarım ve iletişim tasarımı sizin için birbiriyle değiştirilebilecek terimler mi? Eğer değilse, ikisini birbirinden nasıl ayırırsınız?

VM: Birçok insan için iletişim tasarımı grafik tasarımın yerini aldı. Eski terim yapılan işin içeriğinden ismini aldı, diğeri ise grafik tasarımın ne için olduğu ve amacının hakkında daha fazla bilgi içeriyor.

RK: Grafik tasarım/iletişim tasarımı kendi kısa tarihi içinde ne kadar gelişti?

VM: Aslında iletişim grafiğinin hikâyesi ilk alfabenin yaratılmasıyla başlar. Bu yüzden, tarihi uzundur. Kitabımda, alfabelerin tarihi, matbaanın gelişimi, tipografinin tasarımı, halk bildirimleri ve onun gibi çok eskilere dayanan yazı formları hakkında yazdım. Aslında bunu yapan ilk kişi değilim. Philip Meggs “History of Graphic Design (Grafik Tasarımın Tarihi)” kitabında dünyanın her yerinden bahsetmemiş olsa da grafik tasarımın tarihi hakkında bir örnek oluşturmuştur.

RK: Grafik tasarım/iletişim tasarımı ileride nasıl evrim geçirecek?

VM: Tabii ki, internet çok önemli bir noktaya geldi. Yine de matbaanın da kültürümüzde önemli bir yer tutacağına inanmak istiyorum. Kindle’larla, iPad’lerle ve diğer elektronik okuma cihazlarını kullanan insanlar, kültürün derin anlamını tam olarak yakalayamıyorlar. Teknoloji çok fazla kültürel değişime sebep oluyor ve bunun anlamını sorgulayacak çok fazla tartışma olmadığından endişeleniyorum. Birçok grafik asarımcı internet, bilgisayar oyunları, bilgisayar uygulamaları vb. için tasarım yapıyor. Ben yine de inanıyorum ki yüksek grafik ve tipografik standartlarda klasik matbaa tasarımı için de önemli bir yer ayrılmalı.

RK: İletişim tasarımı nasıl diğer disiplinlerle çakışıyor?

VM: Karmaşık projelerde beraber çalışırken zaten çok çakışmalar oluyor. Bir tasarımcı için kendi disiplinine hâkim olmak ve diğer disiplinlerle beraber onu iyi kullanabilmek önemlidir. Bazı tasarımcılar birkaç medya unsuruyla iç içe çok iyi çalışabiliyor ama çok fazla kişi değil.

RK: Sizce teknoloji tasarım ve disiplin arasındaki çizgiyi bulandırıyor mu? Mesela elektronik mürekkep, akıllı paketleme, akıllı ürünler.

VM: Evet, teknoloji tasarımcıların çalışma şeklini değiştiriyor ve eskiden her birinin tekniği ayrı olan disiplinler arası çalışmayı kolaylaştırıyor. RK: Tasarımcı düşünce (tasarım sayesinde problem çözme) için uluslararası bir foruma ihtiyaç var mı?

VM: Evet. Tasarıma ilgisi olan farklı gruplar arasında daha fazla iletişim olmalı. Örneğin, tasarım araştırmacıları ve tasarımı iş olarak yapanlar arasındaki geniş boşluk çok anlamsız. Tasarım Araştırma Topluluğu, örneğin, diğer tasarım birlikleriyle hiç görüşmüyor ve aynı şekilde tasarım birlikleri de araştırmacıları iş birliği için arıyor gibi görünmüyor. Araştırmacılar ve çalışanlar arasında Taipei’deki gibi bir zirve görmek isterim. Tartışacak çok konu ve araştırmacılarla tasarımcıların paylaşacakları çok şey var.

RK: Küreselleşmiş toplumumuz iletişim tasarımını nasıl değiştiriyor?

VM: İletişimi küresel yapıyor. Bir yerde yayımlanan ya da söylenen şey, hemen tüm dünyaya yayılabiliyor. İslam’a saygısızlık eden bir grup Danimarkalı karikatüristin tüm dünyada büyük hasar vermesi de böyle oldu. Başka bir anlamda ise, çeşitli yerlerdeki tasarımcıların arasında işbirliği olmasını sağladı ve serbest tasarımcılar ve tasarım firmaları birçok yerdeki projelerde çalışabiliyorlar.

 

Tasarım Tarihi Victor Margolin
Victor Margolin

 

RK: “Tasarım devrimine” mi giriyoruz?

VM: Devrim dışarıdan gelen bir şey değildir. İnsanlar tarafından yapılır. Alanımızda, büyük değişiklikler isteyen tasarımcılar, araştırmacılar ve teorisyenler kesinlikle var ama bu devrim olacağı anlamına gelmez. Çoğu tasarımcının daha sosyal ve daha çevreci tasarım çağrısına cevap vereceğini ve iş dünyasından, hükümetten ve sosyal organizasyonlardan tasarımın sosyal olarak onları ne kadaretkileyebileceğini anlayacaklarını düşünmek isterim.

RK: sosyal, ekonomik, çevresel ve kültürel gelişimini harekete geçiren kuvvet olacak mı?

VM: Tasarımcıların dünyayı değiştirebilecek kapasiteleri var, çünkü onlarda yeni bir dünyayı tasarlayabilecek uzmanlık var. Ama tasarım tarihinde öyle bozuk bir güç durumu var ki gücün çoğu müşterilerin elinde ve tasarımcılar kendi projelerini yaratmak yerine sadece isteklere cevap veriyorlar. Tabii ki sorun sermaye. Birileri tasarım için ödeme yapmalı ve tasarımcıları daha aktif olmaya teşvik edecek şeyin de bu olması bir sorun. İşin parasını kim ödeyecek? Bir yerde demiştim ki tasarımcılar, neyin tasarlanması gerektiği konusundaki fikirlerini daha güçlü şekilde savunmalılar ve işlerine yatırım yapabilecek sermayeye sahip kişileri daha iyi takip etmeliler.

RK: Biz (tasarım topluluğu), tasarımın değerini ve onun insanların durumunu daha iyiye götürme potansiyelini geniş kitlelere nasıl yayabiliriz?

VM: Öncelikle topluluğun ortak bir mesaj üzerinde anlaşması gerek. Şu ana kadar, tasarımcılar kendi mesleklerinin ne anlama geldiği konusunda ortak bir karar verebilmiş değiller. Bu kesinlikle denemeye değer bir girişim. Tasarımın konumu hakkında güçlü fikirleri olan yazarlar oldu ama bunlar içinden, bir meslek tarafından tamamen benimseneni olmadı. Ayrıca tasarımcılar farklı birliklere dağılmış durumdalar ve Icograda, icsid ve IFI gibi grupların, tasarımın amacı ve etiği hakkında aynı belgede birleşmesi için olağanüstü bir hareket gerekir. Böyle bir belgeyi yazmak kolay olmaz, çünkü tasarımın amacını belirlerken bu amacın ne şekilde elde edileceğini tarif etmek karmaşık bir mesele.

RK: Sizce hükümetler resmi tasarım ilkeleri geliştirmeli mi? Ya da tasarım herhangi bir şekilde ilkeler haline getirilebilir mi / getirilmeli mi?

VM: Tasarım her türlü halk ilkeleri içinde olmalı. Tasarım ilkeleri ve tasarım kurullarındaki sorun, tasarımı hayattan ayırıyorlar ve tasarım kurulu kurarak tasarımın topluma katkısı olup olmadığı sorusuyla ilgileniyorlarmış gibi bir izlenim bırakıyorlar.

RK: Halkın, tasarım tarihinin önemine genel bakış açısını nasıl görüyorsunuz?

VM: Tarihi aslında dünyanın genel tarihi için bir merkez. Halkın yaşadıklarıyla ilişki kurabildiği için onların da ilgisini çekecek. Tasarım tarihi genel insanlara değil de tasarımcılara hitap eden şekilde yazılınca farklılaştırılmış oluyor. Ama insanlar tasarımla her gün karşılaşıyor ve tasarım tarihi bu yüzden sadece birkaç simgeyle değil; objelerle, sistemlerle vb. bunu ortaya koymalı. Tasarım tarihi protezler, kavanoz açacağı, cephaneler, yol tabelaları, telesekreter sistemleri ve bunlar gibi başka konuları da içermeli. Ama bu nadir yapılıyor.

RK: Sizce tasarımın tarihini anlatan tasarım müzelerine ihtiyaç var mı ya da klasik müzeler tasarıma daha mı çok yer vermeli?

VM: Tasarım müzeleri önemli ama onlar diğer müzeler gibi daha çok vitrinlik estetik objeleri göstermeliler. Dianne Pilgrim, New York’taki Cooper-Hewitt’in müdürüyken Ulusal Tasarım Müzesi unvanını ekledi ve tasarımı günlük hayatın bir parçası olarak müzenin misyonunu genişletmeye çabaladı. İlk büyük sergisi haritalar üzerineydi. Halka tasarım anlatmak ve onun nasıl günlük hayatın bir parçası olduğunu göstermek için tasarım müzelerine büyük ihtiyaç var. Bu konudaki en büyük engel, küratörlerin sergilenmesi için insanların günlük hayatından değil de ilginç ve farklı objeleri seçmeleri.

RK: Tasarım teorisi, tasarımcı düşünce ve tasarım tarihi size göre nasıl öğretilmeli?

VM: Tasarım tarihi, teorisi ve eleştirisi, tasarım işinin tamamlayıcısı olarak öğretilmeli. Öğretilenle yapılan arasındaki bu boşluğun aynısı tasarım eğitiminde de var. Tasarım tarihi ve teorisi öğretenler, bu işi profesyonel meslek olarak yapmak istemiyorlar ve bu profesyonel anlamda bu işi icra edip tarih ve teori öğretenlerse çoğunlukla bu konuda eğitim görmemiş kişiler oluyor. Bu işi yapanlarla araştırmacılar, tasarım eğitimi konusunda tartışmak ve beraber bir müfredat oluşturarak eğitimi daha tamamlayıcı yapmak için bir araya gelmeli.

 

Tasarım Tarihi Victor Margolin ve Russell Kennedy
Victor Margolin ve Russell Kennedy

 

RK: Kitabınız ‘The politics of Artificial’da, diyorsunuz ki “ Şu an olduğu gibi bir konunun parçası olmak için fazla önemlidir.” Bununla ne kastediyorsunuz?

VM: Tasarım, hayatın her noktasına dokunan kapsamlı bir fenomen demek istiyorum. Önemini anlamak için, büyük resmi görmeniz gerekir.

RK: Bu sözünüz tasarım eğitiminden profesyonel icraatına ve tasarımın reklamına kadar uzanıyor mu?

VM: Evet. Profesyonel olarak bu işi yapan tasarımcıların, sorumluluklarını ve tasarımın bütünlüğünün hayatı nasıl yönettiğini anlamaları gerek. Yaşadığımız dünyayı şekillendiriyorlar ve yarattıkları teknolojiler ve ürettikleri projelerle onun değerini oluşturuyorlar.

RK: Tasarımcılık, tek bir ses olarak temsil edilmeli ve sunulmalı mı? 

VM: Bence tasarım birlikleri arasında,  amaçları ve değerleri konusunda daha fazla tartışma olmalı.

RK: Profesyonel tasarım örgütleri (uluslararası ve bölgesel) ve hükümet tanıtım ajansları, disiplinin çeşitli yönlerini nasıl birleştirip dengeliyor?

VM: İnsanlar çok farklı yerlerden geliyor. Piramidin en üstünde  birliklerinin zirve yapabildikleri ve resmi kararlar alabildikleri uluslararası toplantılar var. Sonra bunlar ulusal, bölgesel ve yerel tasarım örgütlerine ulaşıyor.

RK: Ortak kararı iletmek için en iyi ortam nedir?

VM: Tasarım birlikleri diğer organizasyonlara nasıl katkı yapabileceklerini düşünmeliler. Örneğin, Icograda ve diğer uluslararası birlikler Birleşmiş Milletlere veya UNESCO, Dünya Sağlık Örgütü, Besin ve Tarım Organizasyonu gibi başka ajanslara gidip önerilerde bulunabilirler. Bence tasarımcılar ve tasarım örgütleri fikirler üretmeli ve bu fikirleri uygulayabilecek olan kişilere sunmalılar.

RK: Bildiğiniz gibi Icograda 1963’te Uluslararası Grafik  Birlikleri Kurulu olarak kuruldu. O zamandan beri, Icograda iletişim tasarımının farklı yönlerini mesleğe yöneltmek ve tasarım ve tasarımcı düşüncenin daha geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlamak için çalışıyor. Sizce Icograda mesleğin değişen doğasına nasıl tepki verdi ve kendisini ileri götürmek için ne yapmalı?

VM: Icograda kurulduğundan bu yana çok değişti, ama var olan tasarım birliklerinin daha büyük bir çatı altında birleşmesi, özellikle Birleşmiş Milletler ile veya hatta hükümetlerle birebir görüşürken daha faydalı olur. Eğer büyük birlikler birleşirse, ilgili olmayanlar tek bir ses duyar. Aksi takdirde, her bir birliğin sesi birbiriyle yarışır ve konudan uzak olanlar haklı olarak neden tek bir ses duymadıklarını merak ederler.

Düşüncelerinizi Paylaşın